Aslında A2 kursu kasım ayının başında başlamıştı ama bu yazı şimdiye kaldı. A2 de ne? diyenler olabilir, ilk başlarda ben de açıkçası sınıflandırmaları neye göre yaptıklarını bilmiyordum, Wikipedia’daki şu yazıyı okuyunca anladım.
Daha önce birinci hafta ile ilgili bir yazı yazmıştım, bu da seriye devam niteliğinde olacak, biraz dil kursu ile ilgili bilgi vereceğim. Öncelikle kurstan oldukça memnun olduğumu söyleyip her zamanki gibi, ders ortamı çok iyi gibi klişe bir cümleyle kapatayım bu paragrafı. 
Bunun dışında değişen pek bir şey yok. Bu süreç B1’e kadar böyle gidiyor, daha sonra B2-C1-C2 sınıfları geliyor. Onlar oldukça ileri seviye ve eğitim düzeyi, ders anlatım şekli çok farklıdır diye düşünüyorum. Şu anda Berliner Platz NEU kitap serisi ile devam ediyoruz, A1 ve A2’de kelimelerden ziyade gramer bilgisi daha çok veriliyor, bu da B1’de daha çok kelime bilgisi olarak devam ediyor. Daha sonrasında ise gramerin altını üstüne getiriyorlar sanırım. 
Bunun dışında Almanca’dan bahsedecek olursam, bu konuda oldukça çelişkiliyim, anlaması kolay fakat ezber gerektiren birçok şey var. Tabii bunların hepsi zamanla olacak şeyler, henüz birkaç ay oldu ben başlayalı, birçok konuda hata yapmak mümkün henüz.
Şimdilik bu kadar, öğrenmek istediğiniz bir şeyler varsa sorabilirsiniz, bilmesem bile sorup öğrenebilirim…

Yazıyı okumadan önce: Aşağıda yazacaklarım Steve Jobs ve Apple Ürünleri ile ilgili kişisel görüşlerim. Kimsenin haklısın veya haksızsın demesini beklemiyorum.
Açıkçası Steve Jobs’ın ölümü hakkında sosyal medyada pek fazla bir şey söylemedim. Sanırım bu, onun hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımdan olsa gerek, Pirates of Silicon Valley filmini izledim tabii ki fakat çok da yeterli değildi. Ya da ben gerçekten onun neler yaptığını bilmek istemedim. Üzerine düşmedim…
Her neyse, sonuç olarak hayatını kaybetti ve geriye harika şeyler bıraktı. Birçok insanın, mesleği her ne olursa olsun hayatını değiştiren ürünler yaptı. Ben şimdiye kadar yalnızca iPod Touch’a sahip oldum ama diğer tüm Apple ürünlerine de bayılıyorum. Yeterli imkanım olduğu halde, Macbook Pro almayı düşünüyorum.
Apple ürünlerinin yanı sıra, diğer markalara ait ve “işime yarayan” tüm teknoloji ürünlerine de bayılıyorum, fakat bu konuyla ilgili olarak kafama takılan bir şey var:
Sosyal medyada, bloglarda, teknoloji yazarlarının x markasının y ürünü ile Apple markasının z ürününü karşılaştırmalarını normal görüyorum. Ama bazı insanların neden Apple’ın ürünlerini yerin dibine sokmayı veya diğer markaların ürünlerini yerin dibine sokmaya çalışmasını anlamıyorum. Sosyal medyada her yerde görüyoruz bunu, ama neden? Ben bir Apple fanatiği değilim, örnek verecek olursak, Samsung Galaxy S II’nin, iPhone 4’ten veya 4s’den daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ama iPhone için olur olmaz yorumlar yapmıyorum veya Samsung’u övmüyorum. Bu yalnızca işime yarayan bir telefon hakkındaki görüşlerim. Buradaki olay, beğenmek veya beğenmemek gibi bir şey ya da işine yaramak veya işine yaramamak gibi bir şey. Ama kimisi için diğer markayı yerden yere vurmak gibi bir şey. Uzun lafın kısası, bence bazı insanlar bunun üstesinden gelmeli, ha benim için çok mu büyük bir problem, tabii ki hayır, genelde kimin ne düşündüğü umrumda değil, benim ne düşündüğüm dışında. Ama uzun süredir yazmak istediğim bir şeydi, içimden atmak istedim yalnızca.
İşte ilk paragraflarda bahssetiğim şeye döneyim şimdi. Steve Jobs’ı tanımak falan diyordum ya az önce Discovery Channel’ın hazırladığı iGenius adlı kısa belgeseli izledim. Yaklaşık 40 dakika süren bu belgeselden çok şey öğrendim. Blogumda da yer vereyim dedim. Hatta bu yazının kısa bağlantısını steve-jobs olarak ayarladım. Olur da ileride buraya ekleme yaparsam diye.
Siz de belgeseli Vimeo’dan izleyebilirsiniz. Video’yu bu yazıya da ekledim. İyi seyirler…
iGenius: How Steve Jobs Changed The World from Joao Paulo Pacheco on Vimeo.
Merhaba arkadaşlar. Bir süre önce Twitter’dan duyurduğum fakat pek fazla ayrıntıya değinmediğim bu tasarımı bugün aktif ettim. Bu tasarımın diğer tasarımlardan farkı, sidebar kullanmamış olmam ve pek fazla görselliğe yer vermemiş olmam. Bir de bu sefer koyu renklere ağırlık verdim. İşte tasarım hakkında söyleyebileceğim diğer ayrıntılar:
- Öncelikle, bu tasarımı henüz yayınlamadığım portföy tasarımımdan yola çıkarak yaptım ve seriye aynı şekilde devam etmek için mkblogv3 adını verdim.
- Sidebar kullanmak istemedim, çünkü biraz daha minimalist ve içerik odaklı olmasını istedim. Tabii ki footerda birkaç bileşene (popüler yazılar, son yorumlar) yer verdim.
- Yazı altındaki bilgi bölümü aynı şekilde kaldı, yalnızca ikon seti olarak Token Dark kullandım. Yazı içerisinde yer alan sosyal ağlar için kullandığım ikon seti ise komodomedia.com’un hazırlamış olduğu Social Media Icon Pack. Bazı yerlerde de FamFamFam’ın hazırlamış olduğu Silk icons ikon paketini kullandım.
Bunun dışında her şey görüldüğü gibi. Eksikler var mı? Tabii ki. Ben gördüğüm tüm eksikleri zamanla gidermeye çalışacağım, siz de yorumlarınızda belirtirseniz çok memnun kalırım. Umarım beğenmişsinizdir.
Bu arada, mkblogv2 tasarımını da en kısa sürede sizlerle paylaşacağım.
Bu yazıda biraz blogumda olacak yeniliklerden bahsedeceğim. Yenilik derken, tasarım falan değil tabii ki, onu zaten yaptık.
Buradaki yenilik, içerik anlamında. Çünkü bu güne kadar birçok kez blog açtım, iki kere kapatmak zorunda kaldım ve son olarak her şeyi mujdat.me alan adının altına toplamaya karar verdim ve bu da benim için son nokta oldu.
Bu günden sonra, blogumun içeriğini düzenli tutmaya çalışacağım. Çünkü yukarıda bahsettiğim şeyler bir blog için hiç de iyi değil. Ziyaretçiler bir süre sonra sıkılıyorlar, özellikle benim hâlâ bazı takipçilerimin olması benim için bir şans. Şimdi de neler düşündüğüm ve yaptığım/yapmak istediğim şeyler ile ilgili kısa bir liste yapayım. Belki bu liste size de yardımcı olur.
Devamını okuyun →
Son birkaç yazıda bir tema konusudur gidiyorum.
Bu yazıyla bitecek umarım. Bazılarınızın beklediği, eski tasarımım olan mkTheme adını verdiğim WordPress temasını sizlerle paylaşıyorum. Kısaca özelliklerinden bahsedecek olursam:
- Minimal bir tasarım.
- Özellikle gri renginin ağırlıkta oluğu bir renk düzenine sahip.
- Kişisel blog konseptine uygun bir tema.
Bunun dışında da ekleyebileceğim bir şey yok , en iyisi kendiniz deneyip görün. 
Elimden geldiğince eksiksiz bir halde paylaşmaya çalıştım, dosyaların içerisinde açıklamalar bıraktım, yükleme sırasında bir sorun ile karşılaşırsanız yorumlarınızda belirtebilirsiniz.