Aslında bu yazıyı İngilizce olarak Tumblr bloguma yazmıştım, ancak buraya da yazmak istedim. Yazıya geçmeden önce de belirteyim, bir süre önce yazmış olduğum yazıda içeriğini İngilizce tutacağım bir Tumblr blogu açtığımı ve orada genelde kişisel yazılar yazacağımı belirtmiştim. Tabii nedendir bilmiyorum ama genelde oraya yazmam gereken yazıların tümünü buraya yazdım.
Her neyse, artık orayı da daha aktif tutmaya çalışacağım.
Şimdi geçelim konumuza, planlar diyorduk değil mi?
Planlarıma değinmeden önce, beklentiler konusuna değinmek de istiyorum. Şunu söylemeden geçemeyeceğim; “Yeni yıldan beklentileriniz neler?” sorusu hiç anlam veremediğim bir şey. Bence yeni yıl (bu durumda 2012) eğer ben ellerimi cebime sokup beklersem bana hiçbir şey getirmeyecek, yalnızca her sene olduğu gibi geçecek olan 365 gün olacak.
İşte bu yüzden sonra bazılarımız bir sonraki yeni yıl geldiğinde, eskisinden yakınıyor efendim. Uzun lafın kısası, bir şeyler gerçekleştirme isteğimiz yoksa, daha çok bekleyeceğiz ve çok yakınacağız.
Yeni yıldan beklentiler yerine, benim kişisel beklentilerim var, ya da kafamda oluşturduğum hedefler. Bunları gerçekleştirdiğim durumda, o yıl benim için oldukça iyi geçmiş demektir.
Daha fazla lafı uzatmadan, ufacık bir liste ile, 2012 yılında neler yapmak istediğimi yazayım:
- Geçen sene katılmadığım YGS-LYS sınavlarına hazırlık yapmak (hâlâ yapmaktayım).
- Almanca kursuna devam etmek ve seviyemi ilerletip dil sınavlarına hazırlanmak.
- Mekatronik öğrencisi olmaya hazırlanmak (bu yukarıdaki iki madde ile benzer bir hazırlık süreci).
- Sosyal hayatıma renk katmak (Bütün gün Bilgisayar başında vakit geçirmeyi bırakmak ve sosyalleşmek gerekli bazen).
İşte 4 maddeden oluşan bir liste ile 2012 yılında yapacaklarımı özet geçmiş oldum. Tüm bu süreçlerde başımdan geçecek olan ilginç olayları, blogumda ve aktif olduğum tüm sosyal ağlarda paylaşacağım doğal olarak, takibi bırakmayın.
Bir daha bakıyorum da, oldukça zor geçecek bir yıl olacağa benziyor. 
Merhaba arkadaşlar! Uzun bir süredir blogun içeriğini aktif tutmaya çalışıyorum, az da olsa o konuda ilerleme sağladım. Fakat önümüzdeki belki birkaç ay boyunca belki haftada en fazla 2 yazı ekleyebileceğim. Dil kursundaki yoğunluğun yanı sıra, ileriki tarihlerde birçok sınavım var, dolayısıyla Internet üzerindeki aktivitelerimi minimuma indirmeyi planlıyorum, belki Twitter, Facebook gibi sosyal ağlarda aktif olabilirim ama blogda içerik üretmek biraz zamanımı alıyor açıkçası, o yüzden bir süre ara vermek zorundayım. Bunu da duyurmuş olayım dedim. Ama RSS üzerinden takipte kalın tabii ki! 

Yazıyı okumadan önce: Aşağıda yazacaklarım Steve Jobs ve Apple Ürünleri ile ilgili kişisel görüşlerim. Kimsenin haklısın veya haksızsın demesini beklemiyorum.
Açıkçası Steve Jobs’ın ölümü hakkında sosyal medyada pek fazla bir şey söylemedim. Sanırım bu, onun hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımdan olsa gerek, Pirates of Silicon Valley filmini izledim tabii ki fakat çok da yeterli değildi. Ya da ben gerçekten onun neler yaptığını bilmek istemedim. Üzerine düşmedim…
Her neyse, sonuç olarak hayatını kaybetti ve geriye harika şeyler bıraktı. Birçok insanın, mesleği her ne olursa olsun hayatını değiştiren ürünler yaptı. Ben şimdiye kadar yalnızca iPod Touch’a sahip oldum ama diğer tüm Apple ürünlerine de bayılıyorum. Yeterli imkanım olduğu halde, Macbook Pro almayı düşünüyorum.
Apple ürünlerinin yanı sıra, diğer markalara ait ve “işime yarayan” tüm teknoloji ürünlerine de bayılıyorum, fakat bu konuyla ilgili olarak kafama takılan bir şey var:
Sosyal medyada, bloglarda, teknoloji yazarlarının x markasının y ürünü ile Apple markasının z ürününü karşılaştırmalarını normal görüyorum. Ama bazı insanların neden Apple’ın ürünlerini yerin dibine sokmayı veya diğer markaların ürünlerini yerin dibine sokmaya çalışmasını anlamıyorum. Sosyal medyada her yerde görüyoruz bunu, ama neden? Ben bir Apple fanatiği değilim, örnek verecek olursak, Samsung Galaxy S II’nin, iPhone 4’ten veya 4s’den daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ama iPhone için olur olmaz yorumlar yapmıyorum veya Samsung’u övmüyorum. Bu yalnızca işime yarayan bir telefon hakkındaki görüşlerim. Buradaki olay, beğenmek veya beğenmemek gibi bir şey ya da işine yaramak veya işine yaramamak gibi bir şey. Ama kimisi için diğer markayı yerden yere vurmak gibi bir şey. Uzun lafın kısası, bence bazı insanlar bunun üstesinden gelmeli, ha benim için çok mu büyük bir problem, tabii ki hayır, genelde kimin ne düşündüğü umrumda değil, benim ne düşündüğüm dışında. Ama uzun süredir yazmak istediğim bir şeydi, içimden atmak istedim yalnızca.
İşte ilk paragraflarda bahssetiğim şeye döneyim şimdi. Steve Jobs’ı tanımak falan diyordum ya az önce Discovery Channel’ın hazırladığı iGenius adlı kısa belgeseli izledim. Yaklaşık 40 dakika süren bu belgeselden çok şey öğrendim. Blogumda da yer vereyim dedim. Hatta bu yazının kısa bağlantısını steve-jobs olarak ayarladım. Olur da ileride buraya ekleme yaparsam diye.
Siz de belgeseli Vimeo’dan izleyebilirsiniz. Video’yu bu yazıya da ekledim. İyi seyirler…
iGenius: How Steve Jobs Changed The World from Joao Paulo Pacheco on Vimeo.
Bu yazıda biraz blogumda olacak yeniliklerden bahsedeceğim. Yenilik derken, tasarım falan değil tabii ki, onu zaten yaptık.
Buradaki yenilik, içerik anlamında. Çünkü bu güne kadar birçok kez blog açtım, iki kere kapatmak zorunda kaldım ve son olarak her şeyi mujdat.me alan adının altına toplamaya karar verdim ve bu da benim için son nokta oldu.
Bu günden sonra, blogumun içeriğini düzenli tutmaya çalışacağım. Çünkü yukarıda bahsettiğim şeyler bir blog için hiç de iyi değil. Ziyaretçiler bir süre sonra sıkılıyorlar, özellikle benim hâlâ bazı takipçilerimin olması benim için bir şans. Şimdi de neler düşündüğüm ve yaptığım/yapmak istediğim şeyler ile ilgili kısa bir liste yapayım. Belki bu liste size de yardımcı olur.
Devamını okuyun →
4 Eylül 2009’da yazdığım ilk yazımdan sonra 2 yıl geçmiş. Bazı aylar çok az yazı yazmış olsam da bu sefer bu blogdan vazgeçmedim. Önceki açtığım 2 blogu da birkaç kez yeniden başlatmıştım ama bu defa aynı hatayı yapmadım. İyi veya kötü 2 yılı doldurmuşuz siz takipçilerimle. Gerçi artık çok kişinin de takip ettiğini sanmıyorum ki etmemekte haklısınız da, ayda 6–7 yazı yazılan bir blogu ben de pek fazla takip etmezdim açıkçası. 
2. yıl için yeni bir tasarım hazırlıyorum bildiğiniz gibi, şuanki tasarımı da 2. yıl hediyesi olarak sizlerle paylaşacağım. Umarım hepinizin hoşuna gider. Çok kısa bir zamanda tekrar görüşmek üzere. 