Böyle bir yazı yazmak aklımda bile geçmiyordu aslında, ama şu son günlerde bu telefonun bana sağladığı bunca faydadan sonra bir yazı yazmak gerektiğini düşündüm.
Öncelikle bu yazıda sizlere, telefonun her özelliğinden bahsetmeyeceğimiz söylemek isterim. Bunun için Google’da bir arama yapabilir ve genel özellikleri hakkında bilgi alabilirsiniz.
Benim daha çok bahsedeceğim şeyler, bu telefonun pratikliği hakkında olacak. Buna da ufak bir liste yaparak başlayabilirim:
- Bada işletim sistemi oldukça hoşuma gitti.
- Kamerası şahane.
- Ekran boyutu oldukça büyük fakat abartılacak kadar da değil.
- Telefonu erişim noktası olarak kullanabiliyor ve 3 bilgisayar –veya aygıt– aynı anda bağlanabiliyor.
İşte bu listelediklerim, işletim sistemi, kamera, ekran ve telefonun erişim noktası olarak kullanılabilmesi özellikleri genel olarak hoşuma gitti.
Bada:
Android ve Apple taraftarları şimdi Bada neymiş ülen? diyecekler biliyorum, fakat bu telefon ilk defa özelliklerine pek de bakmadan alıp da bu kadar işime yaradı. Ayrıca blogumu takip ediyorsanız, teknolojik ürünlerdeki taraf tutma olayı hakkında yazdıklarımı okumuşsunuzdur, okumadıysanız da kısaca yine belirteyim; Bana göre bir cihazın markasından ziyade bana sağladığı fayda önemlidir.
Kamera:
Kamerası hakkında pek bir şey söylememe gerek yok, oldukça güzel bir fotoğraf kalitesi var bana göre. Çeşitli efektler ve sahne modları da uygulamanız mümkün.
Ekran boyutu:
Ekran boyutu oldukça büyük, hatta Wave 3′ü gördüyseniz ondan biraz daha küçük diyebilirim, sanırım bu Wave serisinde sayılar büyüdükçe ekranlar da büyüyor. 
Erişim noktası:
İşte benim en çok işime yarayan özellik bu oldu, birçok yeni telefonda var olan bir özellik aslında, ama ben ilk defa kullanıyorum ve oldukça pratik.
Bunu kullanmama neden olan Internet sağlayıcım aslında, ufacık bir adres değişikliğini 3–4 hafta gibi bir sürede yapmalarından dolayı, Internet bağlantısı için her çeşit yöntemi denedim. 3G sinyalı operatörümden kaynaklı olaraktan çok düşük olsa da yeterli oluyor. Ayrıca Erişim noktası modunda pil ömrü 4.5 saat. USB kablosunu kullanarak bağlanırsanız bu süreyi sınırsız yapabilirsiniz.
İşte bu kadar, belki de ayrıntılı bir ürün incelemesi olmadı size göre ama söyleyebileceklerim bu kadar, eğer telefona fazla para harcamak istemiyorsanız ve aynı zamanda özellikleri bakımından biraz işe yarar bir şey arıyorsanız Wave 2 veya 3′ü tavsiye ederim.

Yazıyı okumadan önce: Aşağıda yazacaklarım Steve Jobs ve Apple Ürünleri ile ilgili kişisel görüşlerim. Kimsenin haklısın veya haksızsın demesini beklemiyorum.
Açıkçası Steve Jobs’ın ölümü hakkında sosyal medyada pek fazla bir şey söylemedim. Sanırım bu, onun hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımdan olsa gerek, Pirates of Silicon Valley filmini izledim tabii ki fakat çok da yeterli değildi. Ya da ben gerçekten onun neler yaptığını bilmek istemedim. Üzerine düşmedim…
Her neyse, sonuç olarak hayatını kaybetti ve geriye harika şeyler bıraktı. Birçok insanın, mesleği her ne olursa olsun hayatını değiştiren ürünler yaptı. Ben şimdiye kadar yalnızca iPod Touch’a sahip oldum ama diğer tüm Apple ürünlerine de bayılıyorum. Yeterli imkanım olduğu halde, Macbook Pro almayı düşünüyorum.
Apple ürünlerinin yanı sıra, diğer markalara ait ve “işime yarayan” tüm teknoloji ürünlerine de bayılıyorum, fakat bu konuyla ilgili olarak kafama takılan bir şey var:
Sosyal medyada, bloglarda, teknoloji yazarlarının x markasının y ürünü ile Apple markasının z ürününü karşılaştırmalarını normal görüyorum. Ama bazı insanların neden Apple’ın ürünlerini yerin dibine sokmayı veya diğer markaların ürünlerini yerin dibine sokmaya çalışmasını anlamıyorum. Sosyal medyada her yerde görüyoruz bunu, ama neden? Ben bir Apple fanatiği değilim, örnek verecek olursak, Samsung Galaxy S II’nin, iPhone 4’ten veya 4s’den daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ama iPhone için olur olmaz yorumlar yapmıyorum veya Samsung’u övmüyorum. Bu yalnızca işime yarayan bir telefon hakkındaki görüşlerim. Buradaki olay, beğenmek veya beğenmemek gibi bir şey ya da işine yaramak veya işine yaramamak gibi bir şey. Ama kimisi için diğer markayı yerden yere vurmak gibi bir şey. Uzun lafın kısası, bence bazı insanlar bunun üstesinden gelmeli, ha benim için çok mu büyük bir problem, tabii ki hayır, genelde kimin ne düşündüğü umrumda değil, benim ne düşündüğüm dışında. Ama uzun süredir yazmak istediğim bir şeydi, içimden atmak istedim yalnızca.
İşte ilk paragraflarda bahssetiğim şeye döneyim şimdi. Steve Jobs’ı tanımak falan diyordum ya az önce Discovery Channel’ın hazırladığı iGenius adlı kısa belgeseli izledim. Yaklaşık 40 dakika süren bu belgeselden çok şey öğrendim. Blogumda da yer vereyim dedim. Hatta bu yazının kısa bağlantısını steve-jobs olarak ayarladım. Olur da ileride buraya ekleme yaparsam diye.
Siz de belgeseli Vimeo’dan izleyebilirsiniz. Video’yu bu yazıya da ekledim. İyi seyirler…
iGenius: How Steve Jobs Changed The World from Joao Paulo Pacheco on Vimeo.

Yeni bir ürün sayılmaz aslında, 3. jenerasyonu 2009 yılında piyasaya sürüldü. Ama benim elime bu günlerde geçti. Kısa bir inceleme yazısı yazmak istedim sadece.
Kullandığım iPod Touch 32GB hafizaya sahip, 8GB’lik olan modeller 2. jenerasyon olarak belirlenmiş Apple tarafından. 32 ve 64 olan modeller ise 3. jenerasyon oluyor. Açıkçası benim açımdan hafıza o kadar da önemli değildi, ama fırsatım varken 32 aldım ki ileride problem yaşamayayım diye. Benim bu ürünü almamdaki en önemli unsur Wi-Fi özelliğinin olmasıydı esasında. Devamını okuyun →
Efenim aslinda boyle yazilar yazmayi sevmem. Onu aldim bunu aldim falan. Ama bu benim icin bir ilk oldugundan yazmak istedim.
Artik benim icin Media Markt’de iPod ve iPhone’lari kurcalama devri bitti. Zaten calisanlar da bu durumdan memnun degillerdi.
iPod Touch’imi aldim ve simdi kurcaliyorum. Belki de tam bir Apple fan degilim ki olma yolunda da ilerlemiyorum ama cikartiklari urunleri takdir etmezsem olmaz.
Simdilik birkac uygulama yukledim ve Apple dunyasinda yeni oldugumdan dolayi henuz ogrenme asamasindayim. Sizlerinde onerecegi uygulamalar ve kaynaklar varsa yorum birakirsaniz cok sevinirim.
Emre’den bir mim gelmiş, cevaplayalım o halde. Başlıktan da görebildiğiniz gibi kullandığımız tarayıcıyı merak etmişler. Aslında Mozilla Firefox cevabını verip kestirip atabilirim bu yazıyı. Ama biraz daha ayrıntılara girip en azından Emre’nin hatırı için bu mimi biraz daha güzelleştireyim diyorum.
Öncelikle, kullandığım tarayıcı Mozilla Firefox. Ancak bilgisayarımda envai çeşit tarayıcı mevcut. Sırasıyla, Apple Safari, Internet Explorer (5.5, 6, 8 Beta 2), Opera 10. Ancak Internet Explorer sürümleri için, IE Tester’ı kullandığımı da hatırlatayım.
Bu kadar tarayıcıyı ne yapıyorsun? Diye sorar insan şimdi… Malum tasarım yaparken lazım oluyor, bitirdiğim bir tasarım her tarayıcıda aynı gözükmüyor (bkz: internet explorer) bu yüzden bazen işin ortasını buldurmak gerekiyor ve genel olarak her tarayıcıda aynı görüntüyü elde edebilmek için düzenlemeler yapmak gerekebiliyor. Kısaca kullandığım tarayıcıları böyle özetleyebilirim, ama demiştim ya yazıyı biraz daha güzelleştireyim diye, işte devamında Firefox üzerinde kullandığım eklentilerden, kısaca ne işe yaradıklarından bahsedeceğim ve konuyu bitireceğim. Devamını okuyun →